Yazdır    Yazı Büyüt/Küçült

Türkiye’de Sigortacılık

Ekonomiye Genel Bir Bakış

Özellikle gelişmiş ülkelerin büyük ekonomik sorunlarla boğuştuğu ve önceki yılarda olduğu gibi dünya ekonomisinin itici gücünü gelişen büyük ekonomilerin oluşturduğu 2011 senesinde Türkiye, yılın ilk üç çeyreğinde %9,7 büyüyerek dikkat çekici bir performans sergilemiştir. Bu olumlu tablo, iç ve dış talepteki canlanmaya paralel olarak dış ticaret hacminin artması, işsizlik oranının gerilemesi ve yabancı sermaye girişinin yeniden yükselmesi gibi olumlu gelişmelerle daha da güçlenmiştir.

Genel olarak elde edilen ekonomik başarıda, siyasi ve ekonomik istikrar unsurunun yanı sıra mali disiplinden kopulmaması ve Türkiye’de özellikle bankacılık sektörünün yapısal olarak son derece güçlü bir yapıya sahip olması önemli rol oynamıştır. Ekonomi yönetiminin mali disiplinden taviz vermeyen tutumu, Türkiye ekonomisinin diğer pek çok Avrupa ülkesinin içine düştüğü borç krizinin dışında kalmasını sağlamış ve ekonomiye dinamizm kazandırmıştır. Gerçekten de Türkiye, Avrupa’da gayrisafi milli hasıla/devlet borcu dengesini Maastricht Kriterleri içinde tutabilen tek ülke olmuştur.

Türkiye’de Sigorta Sektörü

Türkiye’deki ekonomik iklimin 2011 boyunca olumlu seyretmesi tüm sektörlerde olduğu gibi sigortacılık sektöründe de reel olarak büyümeye yol açmış ve hemen tüm branşlarda büyüme sağlanmıştır. Türk sigorta sektörü 2011 yılı Aralık ayı sonu itibariyle %21,5 nominal artış ile 17 milyar 173 milyon TL prim üretimi gerçekleştirmiş ve reel olarak binde 1 büyüme göstermiştir. Hayat dışı prim üretimi 14 milyar 487 milyon TL düzeyinde gerçekleşmiştir. 2011 yılı Aralık ayı sonunda sektör prim üretiminin %84,4’ü hayat dışı branşlarda, %15,6’sı ise hayat branşında gerçekleşmiştir. Yıl içinde tüm branşlarda 47 milyon 271 bin adet poliçe düzenlenmiştir. Sigortalı sayısı ise 46 milyon 353 bine ulaşmıştır.

Prim üretiminin en fazla olduğu hayat dışı branşlar yaklaşık 3 milyar 788 milyon TL ile kara araçları sigortaları, 2 milyar 974 milyon TL ile kara araçları sorumluluk sigortaları, 2 milyar 310 milyon TL ile yangın ve doğal afetler sigortaları ve 2 milyar TL ile sağlık sigortalarıdır. İlk dörtteki bu branşlar hayat dışı toplam prim üretiminin %76,4’ünü oluşturmaktadır.

2011 yılı 12 aylık döneme ilişkin sektör toplam prim üretimi ve geçen yılın aynı dönemine göre değişimi şu şekilde gerçekleşmiştir

Branşlar

(Bin TL)

2010

Pay (%)

2011

Pay (%)

Artış (%)

Kaza

598.442

4,2

663.191

3,9

10,8

Hastalık/Sağlık

1.705.425

12,1

1.999.536

11,6

17,2

Kara Araçları

3.116.701

22,1

3.787.912

22,1

21,5

Raylı Araçlar

681

0,0

817

0,0

20,0

Hava Araçları

47.498

0,3

69.392

0,4

46,4

Su Araçları

107.864

0,8

122.273

0,7

13,4

Nakliyat

298.603

2,1

359.043

2,1

20,2

Yangın ve Doğal Afetler

1.980.080

14,0

2.310.273

13,5

16,7

Genel Zararlar

993.253

7,0

1.475.185

8,6

48,5

Kara Araçları Sorumluluk

2.546.068

18,0

2.974.446

17,3

16,9

Hava Araçları Sorumluluk

50.256

0,4

75.775

0,4

50,8

Su Araçları Sorumluluk

544

0,0

261

0,0

-52,0

Genel Sorumluluk

327.471

2,3

389.955

2,3

19,0

Kredi

31.848

0,2

51.360

0,3

61,6

Emniyeti Suistimal

16.441

0,1

12.297

0,1

-25,3

Finansal Kayıplar

84.708

0,6

140.531

0,8

65,9

Hukuksal Koruma

43.162

0,3

52.653

0,3

21,5

Destek

141

0,0

2.476

0,0

0,0

Hayat Dışı Toplam

11.949.186

84,6

14.487.376

84,4

21,3

Hayat

2.181.090

15,4

2.685.687

15,6

23,1

Genel Toplam

14.130.276

100,0

17.173.063

100,0

21,5

Veriler, sigorta sektörünün büyüme oranları itibariyle başarılı bir yılı geride bıraktığını ortaya koymakla birlikte, yoğun fiyat rekabeti nedeniyle son yıllarda kronik bir sorun haline gelen kârlılık probleminin 2011 yılında da sürdüğü görülmektedir. Nitekim prim üretiminde sağlanan yükselişe rağmen konsolide teknik kârlarda ve konsolide bilanço kârlarında önemli düşüşler meydana gelmiştir. Sektörün son dönemde kaybettiği kârlılığın yeniden kazanılması için rekabet odağının fiyattan çok servis seviyesine ve hizmet kalitesine kaydırılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Risk analizlerinin doğru yapılarak fiyatların gerçekçi seviyelere getirilmesi, sektörde faaliyet gösteren kuruluşların finansal açıdan güçlenmesini sağlaması ve hasar ödemelerinin zamanında ve eksiksiz yapılabilmesi bakımından bir zorunluluk olarak görülmektedir.

Unvan Değişiklikleri

Ocak 2011’de Birlik Sigorta A.Ş.’nin ticari unvanı Halk Sigorta A.Ş. olarak; Mart 2011’de Fiba Sigorta A.Ş.’nin ticari unvanı Sompo Japan Sigorta A.Ş. olarak; Temmuz 2011’de ise Cardif Sigorta A.Ş.’nin ticari unvanı BNP Paribas Cardif Sigorta A.Ş. olarak değişmiştir.

Satın Almalar

2011 yılında Aksigorta’ya %31 pay ile Belçikalı Ageas yeni ortak olarak katılmış, bu gelişmeyle Sabancı Holding’in Aksigorta’daki payı düşerken halka açıklık payında bir değişiklik olmamıştır. Diğer taraftan Deniz Emeklilik’te Denizbank’ın sahip olduğu %99,86 oranındaki hisse American Life Hayat Sigorta’ya (MetLife) satılmıştır.

Yasal Düzenlemeler

Sigorta sektörünü güçlendirmek ve AB ile uyumlu hale getirmeye yönelik olarak 2007 yılından bu yana devam eden yasal düzenlemeler Türk sigorta sektörünü ciddi bir regülasyon ve denetim altına almış ve sektörün dünya standartlarına yükselmesinde önemli rol oynamıştır. Yapılan düzenlemelere uyum probleminin zaman zaman gündeme gelmesine rağmen sektörün yasal zemininin güçlendirilmesi sektörü çok daha sağlıklı ve güvenilir bir düzeye taşımıştır.

2011 yılında sektörün yasal altyapısını etkileyen önemli gelişmeler yaşanmıştır. Öncelikle 14 Şubat’ta kabul edilen Türk Ticaret Kanunu 2012 yılında yürürlüğe girecek olup, içerdiği değişiklik ve düzenlemeler sigortacılık sektörünü de yakından ilgilendirmektedir. Önemli yasal düzenlemelerden bir diğeri de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Tasarısı olup, 12 Ocak 2011’de kabul edilmiş ve 7 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda değişiklik öngören 6111 sayılı Torba Yasa 25 Şubat 2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun değişiklikleri dışında 2011 yılında Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan bazı genelge ve yönetmelikler de sigortacılık sektörü açısından önem taşımaktadır:

  • “Davalık Dosyalar, AZMM ve Tahsil Edilemeyen Rücu ve Sovtaj Gelirlerinin Muhasebeleştirilmesiyle İlgili İlave Açıklamalara İlişkin Genelge” Ocak ayında yayımlanmıştır.
  • “Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esaslarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile “2010 ve 2011 Yıllarında AZMM Sonuçlarının Aşamalı Olarak Uygulanması Hakkında Genelge” Mayıs ayında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
  • Kurumsal yönetim uygulamaları ile ilgili olarak Hazine Müsteşarlığı tarafından 2011 yılının Mart ve Mayıs aylarında yayımlanan“Kurumsal Yönetim İlkelerine İlişkin Genelge”nin yanı sıra Aralık ayında SPK tarafından halka açık şirketler için “Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğ” yayımlanmıştır. Bu tebliğ ile halka açık şirketlere, yönetim kurullarında bağımsız üye bulundurma zorunluluğu ile kurumsal yönetim komitesi gibi denetimden sorumlu komite, aday gösterme komitesi, riskin erken saptanması komitesi ve ücret komitesi kurulması zorunluluğu getirilmiştir. Yine aynı tebliğ ile şirket internet sitesinin içeriğine yönelik bazı yaptırımlar devreye girmiştir.
  • “Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Genelge” Ağustos ayında yayımlanmıştır.
  • Sigortacılık ve Özel Emeklilik Sektörlerinin Gözetim ve Denetimine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” Eylül ayında yayımlanmıştır.
  • “Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) Tedavi Masraflarına İlişkin Yapılan Ödemelerin Muhasebeleştirilmesine ve Sigortacılık Hesap Planında Yeni Hesap Kodu Açılmasına Dair Genelge” ise Ekim ayında yayımlanmıştır.

Van Depremi

2011 yılında Türkiye’de meydana gelen en büyük afet, 23 Ekim 2011’de Van Gölü’nün doğusunda meydana gelen depremdir. 7,2 büyüklüğündeki deprem, Van ve civarında büyük bir yıkıma yol açmış, depremde 644 kişi hayatını kaybetmiş ve yüzlerce bina yerle bir olurken binlercesi oturulamaz hale gelmiştir. Kentte sigortalanabilir konut sayısının 80 binin üzerinde olmasına karşın deprem öncesindeki verilere göre sigortalı konut sayısının sadece 7 bin civarında (yaklaşık %7) olması, Türkiye’de bu yöndeki bilinç eksikliğini bir kez daha göstermiştir.

Depremin hemen ardından Türkiye, depremzedelere yardım için kenetlenmiş ve yaraların sarılması için çalışmalara başlamıştır. Sigortacılık sektörü de hasarların telafisi ve tazmini için hızla aksiyon almış ve depremzedelerin yanında bulunmuştur.